|
|
September 17
Ertelenmiş Sözler var Dilimde, Buruşmuş Bir Kağıdın İçinde Duygularım Gecikilmiş Bir Aşk Yazılı Köşeye Atılan Kağıtta Hiç Bir Şey İçin Geç Değil Belki, Belki, Şimdi Tam Zamanı ! Bir de Yürek Sözde Anlasa ! Hergün, Bir Sonrasına Ertelenir İtiraflar Bir Kaçış ki, Bu İnsanı Kendinden Eder. Sorular Döner Beynimin İçinde, Beynin İçinde, Satır Satır İşlenir Duygular. Birgün Sonraya Ertelenir Hergün Bir Yaprağın Yere Düşüşü Gibi Olabilsem, Ağır Ağır Süzülsem, Herşeyin Farkında Olarak. Bir Şelale Gibi Olsam, Çoşkunca Düşsem Arzularımın Yüreğine, Korkularımı Erteleyebilsem Bir Anlığına, Hergün Koskoca bir Yaşam Ertelenir Oysa. Sözcüklerin Ucunda Yüklüdür Yaşam ! Kendimin Kendimle Savaşı Bu. Kendimle Ertelenmiş Sözcüklerimin savaşı. Korkularımızın Esiri Olmuşuz. Ertelenmiş Bir Yaşam Var Sırtımızda, Ertelenmiş Sevdalar Yaşarız , Ertelenmiş Dostluklar, Ertelenmiş Kendini Buluşlar... En Çokta Yüreğimizdeki Parıltıları Erteleriz Oysa Sevmek Daha Kolay Görünür Korkmaktan! Sevsek Hesapsızca, Aşık Olsak Ertelemeden Yüreğimizdekileri Sözcükler Aksa Billur Bir Su Gibi Ertelemesek Yaşamımızı... Belki, Olacak Ertemesiz Yaşayışlar Bir Umut Işığı Yanar Yürekte Umudu Erteleriz Bu Sefer Umudu Erteleriz Bir Sonraki Güne Ertelenmiş Bir Umudun Sırtına Yüklemişiz Korkularımızı, Ertelenmiş Sözcüklere Saklamışız Yüreğimizi, Ertelenmiş Bir Varoluş Yaşarız !!! September 16
Adam genç kadına seslendi: - Bana gözyaşı borcun var! Genç kadın sordu: - Nasıl öderim? Adam gözlerini kırptı; - Haydi gülümse! Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz. Adam, seslendi yine; - Bana mutluluk borcun var! Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim? Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime! Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sıra sıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine baktı; - Bana yürek borcun var! Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim? Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi! Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi. Adam son kez seslendi; - Bana can borcun var! Kadın irkildi; - Can mı? Sigarasından derin bir nefes çekti adam; - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni! Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun? Adam, biraz daha yaklaştı; - Yum gözlerini! Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına. - Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın... Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi; - Hayat öpücüğüydü! Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle... Adam, şaşırdı; - Ya senin bu yaptığın neydi? Genç kadın kapıya yöneldi; - Veda öpücüğü!
|
|
|
|